İş sözleşmesinin işveren tarafından sona erdirilmesi, işçi açısından önemli hukuki sonuçlar doğurur. Ancak işveren tarafından gerçekleştirilen her fesih hukuken geçerli kabul edilmez. İş güvencesi hükümlerinden yararlanan bir işçinin iş sözleşmesinin geçerli bir neden bulunmaksızın feshedilmesi halinde, belirli şartlar altında işe iade talebinde bulunulması mümkündür.
Makale İçeriği
Bursa’da iş sözleşmesi feshedilen çalışanlar açısından işe iade sürecinde özellikle başvuru sürelerinin kaçırılmaması, fesih nedeninin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesi ve arabuluculuk sürecinin doğru yürütülmesi önem taşımaktadır.
Bursa işe iade avukatı arayışında olan çalışanların öncelikle somut olayın 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında işe iade davasına uygun olup olmadığını değerlendirmeleri gerekir.
İşe İade Davası Nedir?
İşe iade davası, iş güvencesinden yararlanan işçinin iş sözleşmesinin işveren tarafından geçerli bir neden olmaksızın feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğinin tespitini ve işe iadesini talep ettiği hukuki yoldur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesi kapsamında işçi, fesih bildiriminde neden gösterilmediğini veya gösterilen nedenin geçerli olmadığını ileri sürebilir.
İşe iade sürecinin amacı yalnızca işçinin tekrar işe dönmesi değildir. Feshin geçersizliğine karar verilmesi halinde işçinin işe başlatılmamasına ve çalıştırılmadığı döneme ilişkin önemli mali sonuçlar da ortaya çıkabilir.
İşe İade Davasının Şartları Nelerdir?
Her iş sözleşmesi feshedilen çalışan işe iade davası açamaz. İş güvencesi hükümlerinin uygulanabilmesi için kanunda öngörülen koşulların somut olayda bulunması gerekir.
Genel olarak değerlendirilmesi gereken başlıca şartlar şunlardır:
1. İşyerinde En Az 30 İşçinin Çalışması
İş Kanunu’nun iş güvencesine ilişkin hükümlerinin uygulanabilmesi açısından işyerindeki çalışan sayısı önemlidir.
İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde işçi sayısının belirlenmesinde aynı işkolundaki işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısı dikkate alınabilir.
Bu nedenle yalnızca işçinin fiilen çalıştığı şubedeki personel sayısına bakılması her durumda doğru sonuç vermeyebilir.
2. İşçinin En Az Altı Aylık Kıdeminin Bulunması
Kural olarak işçinin işveren nezdinde en az altı aylık kıdeme sahip olması gerekir.
Yer altı işlerinde çalışan işçiler bakımından ise altı aylık kıdem şartı aranmaz.
Kıdem hesabında aynı işverene ait bir veya değişik işyerlerinde geçen sürelerin birlikte değerlendirilmesi gerekebilir.
3. İş Sözleşmesinin Belirsiz Süreli Olması
İş güvencesi kapsamında işe iade talebinde bulunulabilmesi bakımından temel şartlardan biri iş sözleşmesinin belirsiz süreli olmasıdır.
Ancak sözleşmenin yalnızca başlığında “belirli süreli” yazması tek başına yeterli olmayabilir. Sözleşmenin niteliği ve belirli süreli yapılmasını gerektiren objektif koşulların bulunup bulunmadığı somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.
4. İş Sözleşmesinin İşveren Tarafından Feshedilmiş Olması
İşe iade mekanizması esas itibarıyla işveren tarafından gerçekleştirilen feshe karşı başvurulan bir hukuki yoldur.
İşçinin kendi isteğiyle istifa ettiği durumlarda kural olarak işe iade talebinden söz edilemez. Bununla birlikte uygulamada “istifa”, “ikale” veya karşılıklı anlaşma adı altında düzenlenen belgelerin gerçek hukuki niteliği ayrıca incelenmelidir.
İşçinin iradesinin sakatlanıp sakatlanmadığı ve sözleşmenin gerçekte hangi tarafın iradesiyle sona erdiği somut olay bakımından önem taşıyabilir.
5. İşçinin İşveren Vekili Konumunun Değerlendirilmesi
İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan bazı işveren vekilleri iş güvencesi hükümlerinin dışında kalabilir.
Bu nedenle yalnızca çalışanın unvanına bakılarak değerlendirme yapılması yeterli değildir. Fiilen kullanılan yetkiler de incelenmelidir.
İşveren İşçiyi Hangi Nedenlerle İşten Çıkarabilir?
İş güvencesi kapsamında bulunan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işverenin, feshi işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir nedene dayandırması gerekir.
Örneğin işletmesel nedenlerle gerçekleştirilen fesihlerde işverenin dayandığı işletmesel kararın ve bunun işçinin istihdamına etkisinin somut olay kapsamında değerlendirilmesi gerekebilir.
İşçinin performansının düşük olduğu iddiasına dayanan fesihlerde ise performans kriterlerinin objektifliği, işçiye bildirilip bildirilmediği ve ölçümün hangi verilere dayandığı önem kazanabilir.
Her fesih nedeni kendi koşulları içerisinde değerlendirilmelidir.
Fesih Bildirimi Nasıl Yapılmalıdır?
4857 sayılı İş Kanunu uyarınca işveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih nedenini açık ve kesin şekilde belirtmek zorundadır.
Özellikle işçinin davranışı veya verimiyle ilgili nedenlerle gerçekleştirilen fesihlerde savunma alınması gerekip gerekmediği de ayrıca değerlendirilmelidir.
Fesih bildiriminde soyut ve genel ifadelerin kullanılması uyuşmazlık halinde önem taşıyabilir.
Örneğin yalnızca “performans düşüklüğü”, “uyumsuzluk” veya benzeri genel ifadelerin kullanılması yerine feshe dayanak oluşturan olguların somutlaştırılması gerekebilir.
İşe İade İçin Arabulucuya Başvuru Süresi
İşe iade uyuşmazlıklarında en önemli konulardan biri hak düşürücü süredir.
İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde neden gösterilmediğini veya gösterilen nedenin geçerli olmadığını düşünüyorsa:
Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içerisinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmalıdır.
Bu süre uygulamada büyük önem taşır. Bir aylık sürenin geçirilmesi işe iade hakkının kaybedilmesine yol açabilir.
Bu nedenle işten çıkarılan kişinin hukuki durumunu mümkün olduğunca erken değerlendirmesi önemlidir.
İşe İade Davasında Arabuluculuk Zorunlu mu?
Evet.
İşe iade talebi bakımından arabulucuya başvurulması dava şartıdır.
Arabuluculuk görüşmelerinde işçi ve işveren anlaşmaya varabilir. Anlaşma sağlanamadığında ise arabulucu tarafından son tutanak düzenlenir.
Arabuluculuk aşamasının anlaşamama ile sonuçlanması halinde işçinin son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde iş mahkemesinde dava açması gerekir.
Dolayısıyla işe iade uyuşmazlıklarında iki ayrı süre özellikle takip edilmelidir:
Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay → Arabulucuya başvuru
Arabuluculuk son tutanağından itibaren 2 hafta → İşe iade davası


1 Yorum. Yeni Yorum
[…] avukatı, işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlıklarda işçinin kıdem ve ihbar tazminatı, işe iade, fazla çalışma, yıllık izin, ücret ve diğer işçilik alacaklarının değerlendirilmesi ve […]