Bir iş sözleşmesiyle çalışmaya başlayan her bireyin, sadece emeğinin karşılığı olan ücreti değil, aynı zamanda sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışma, ayrımcılığa uğramama, dinlenme, izin kullanma ve haksız bir şekilde işten çıkarıldığında tazminat alma gibi pek çok temel hakkı bulunmaktadır. Bu hakların bilinmesi, hem işçinin kendini güvende hissetmesi ve olası bir hak kaybında ne yapacağını bilmesi hem de işverenin yasal yükümlülüklerinin farkında olarak hukuka uygun bir çalışma ortamı tesis etmesi açısından hayati önem taşır. Ancak, 4857 sayılı İş Kanunu başta olmak üzere, Borçlar Kanunu, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu gibi birçok farklı mevzuata yayılan bu haklar bütünü, oldukça karmaşık ve teknik detaylar içerebilmektedir.
Makale İçeriği
En Temel Hak: Ücret ve Ücrete İlişkin Haklar
- Asgari Ücret Hakkı : Bir işçiye, kanunla belirlenen asgari ücretin altında bir ücret ödenemez. Bu, devlet tarafından işçinin en temel geçim standartlarını korumak için konulmuş emredici bir kuraldır.
- Zamanında ve Eksiksiz Ödeme Hakkı : Ücret, en geç ayda bir ödenmelidir. İş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesi ile bu süre bir haftaya kadar indirilebilir. Ücretin, ödeme gününden itibaren 20 gün içinde mücbir bir sebep olmaksızın ödenmemesi halinde, işçi iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir (iş bırakabilir). Bu durum, işçinin iş akdini haklı nedenle derhal feshetmesi için de bir gerekçe oluşturur.
- Ücretin Korunması : İşçinin ücretinin dörtte birinden fazlası haczedilemez ve işveren, işçinin rızası olmadan ücretinden kesinti yapamaz (yasal kesintiler hariç). 5 ve daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde ücretlerin banka kanalıyla ödenmesi zorunludur. Bu, ücretin miktarının ve ödendiğinin ispatı açısından önemli bir güvencedir.
- Fazla Mesai (Fazla Çalışma Ücreti) Hakkı : İş Kanunu’na göre, haftalık normal çalışma süresi 45 saattir. Bu süreyi aşan her bir saatlik çalışma, “fazla mesai” olarak kabul edilir. İşçi, fazla mesai yaptığı her saat için normal saatlik ücretinin %50 fazlasını (zamlı olarak) alma hakkına sahiptir. Eğer haftalık çalışma süresi sözleşmeyle 45 saatin altında belirlenmişse (örneğin 40 saat), bu süreden 45 saate kadar olan çalışmalar “fazla süreli çalışma” sayılır ve her saat için %25 zamlı ücret ödenir. Fazla mesainin ispatı genellikle yazılı belgelere (puantaj kayıtları, giriş-çıkış kartları) dayanır. Yazılı delil yoksa tanık beyanlarıyla da ispatlanabilir, ancak bu durumda Yargıtay, hesaplanan miktardan “hakkaniyet indirimi” yapmaktadır.
Sağlıklı ve Güvenli Bir Ortamda Çalışma Hakkı
İşverenin en temel borçlarından biri, işçiyi gözetme ve koruma borcudur. Bu borcun en önemli yansıması, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile düzenlenen, işçiye sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamı sağlama yükümlülüğüdür.
- İş Sağlığı ve Güvenliği Önlemlerini Alma Hakkı : İşveren, işyerindeki mesleki riskleri önlemek, bu risklere karşı eğitim vermek, gerekli her türlü araç-gereci (baret, eldiven, emniyet kemeri vb.) temin etmek, risk değerlendirmesi yapmak ve alınan tedbirlere uyulup uyulmadığını denetlemekle yükümlüdür.
- Çalışmaktan Kaçınma Hakkı : Bir işçi, işyerinde sağlığı veya hayatı için ciddi ve yakın bir tehlike ile karşı karşıya kalırsa, İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu’na (kurul yoksa işverene) başvurarak durumun tespitini ve gerekli önlemlerin alınmasını talep edebilir. Bu talebi kabul edilse dahi gerekli önlemler alınıncaya kadar çalışmaktan kaçınma hakkına sahiptir. Bu süre zarfında ücreti ve diğer hakları aynen devam eder. Tehlike çok acil ve önlenemez nitelikteyse, başvuru yapmaksızın derhal işyerini terk edebilir.
- İş Kazası Sonrası Hakları : İşverenin ihmali sonucu bir iş kazası geçiren veya meslek hastalığına yakalanan işçinin, işverene karşı maddi ve manevi tazminat davası açma hakkı doğar. Bu davalar, işçinin tedavi giderleri, çalışamadığı süre boyunca uğradığı gelir kaybı, kalıcı bir sakatlık (maluliyet) oluşmuşsa gelecekteki kazanç kayıpları ve yaşadığı acı, elem ve keder için manevi tazminatı kapsar.
Kişiliğin Korunması ve Eşit Davranılma Hakkı
İş ilişkisi, sadece ekonomik bir alışveriş değil, aynı zamanda insani bir ilişkidir. Kanun, işçinin kişiliğini, onurunu ve özel hayatını da koruma altına almıştır.
- Mobbinge (Psikolojik Taciz) Karşı Korunma Hakkı: İşyerinde bir işçinin, amirleri veya diğer çalışanlar tarafından sistematik ve sürekli bir şekilde psikolojik baskıya, aşağılanmaya, yıldırmaya veya dışlanmaya maruz bırakılması mobbingdir. Yargıtay, bir eylemin mobbing sayılması için “sistematiklik” ve “süreklilik” unsurlarını aramaktadır. Tekil, münferit kötü davranışlar mobbing sayılmayabilir. İşveren, işyerinde mobbingi önlemek için gerekli tüm tedbirleri almakla yükümlüdür. Mobbinge uğrayan bir işçi, iş sözleşmesini haklı nedenle derhal feshedebilir, kıdem tazminatını talep edebilir ve kişilik haklarına yapılan saldırı nedeniyle manevi tazminat davası açabilir.
- Eşit Davranma (Ayrımcılık Yasağı) Hakkı: İş Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca, işveren, esaslı bir neden olmadıkça, işçileri arasında dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplere dayalı olarak doğrudan veya dolaylı bir ayrım yapamaz. Aynı veya eşit değerde bir iş için, cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılamaz. Bu yasağa aykırı davranılması halinde, işçi dört aya kadar ücreti tutarında bir ayrımcılık tazminatı ve yoksun bırakıldığı diğer haklarını talep edebilir.
- Kişisel Verilerin Korunması Hakkı: İşveren, işçinin işe girerken veya iş ilişkisi sırasında edindiği kişisel verileri (sağlık bilgileri, adres, telefon, ailevi durum vb.) hukuka uygun olarak kullanmak ve gizli kalması gereken bilgileri saklamakla yükümlüdür. Bu verilerin işçinin rızası olmadan üçüncü kişilerle paylaşılması veya kötüye kullanılması, işçiye tazminat talep etme ve iş akdini haklı nedenle feshetme hakkı verir.
Dinlenme ve İzin Hakları
Çalışma hayatının sürdürülebilirliği ve işçinin fiziksel-ruhsal sağlığının korunması için dinlenme hakkı esastır. İş Kanunu, bu hakkı çeşitli izin türleriyle güvence altına almıştır.
- Ara Dinlenmesi (Mola) Hakkı: İşçinin gün içinde yemek, çay gibi ihtiyaçlarını gidermesi için verilen ve çalışma süresinden sayılmayan dinlenme süreleridir. Süreler kanunla belirlenmiştir:
- 4 saat veya daha kısa süreli işlerde: 15 dakika
- 4 saatten fazla ve 7.5 saate kadar olan işlerde: 30 dakika
- 7.5 saatten fazla süreli işlerde: 1 saat (60 dakika)
Bu süreler bölünemez ve asgari sürelerdir. Sözleşmeyle artırılabilir ama azaltılamaz.
- Hafta Tatili Hakkı: İşçinin, yedi günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz olarak en az 24 saat dinlenme (hafta tatili) hakkı vardır. İşçi bu günde çalıştırılmasa dahi, o günün ücretini tam olarak alır. Eğer hafta tatilinde çalıştırılırsa, normal bir günlük ücretine ek olarak, çalışmasının karşılığı olan ücreti %50 zamlı olarak alır (toplamda 2.5 yevmiye).
- Ulusal Bayram ve Genel Tatil (UBGT) Hakkı: Resmi ve dini bayram günleri ile diğer genel tatil günlerinde (1 Ocak, 23 Nisan, 1 Mayıs, 19 Mayıs, 15 Temmuz, 30 Ağustos, 29 Ekim vb.) işçinin tatil yapma hakkı vardır. Bu günlerde çalışmazsa ücretini tam alır. Eğer çalışırsa, normal bir günlük ücretine ek olarak, çalıştığı her gün için bir günlük ücret daha ödenir (toplamda 2 yevmiye).
- Yıllık Ücretli İzin Hakkı: Deneme süresi de dahil olmak üzere, bir işyerinde en az 1 yıl çalışmış olan işçinin, dinlenmesi için yıllık ücretli izin hakkı doğar. Bu haktan vazgeçilemez. Yıllık izin süreleri, işçinin kıdemine göre artar:
- 1 yıldan 5 yıla kadar (5 yıl dahil) kıdemi olanlar: 14 gün
- 5 yıldan fazla 15 yıldan az kıdemi olanlar: 20 gün
- 15 yıl (dahil) ve daha fazla kıdemi olanlar: 26 gün
18 yaşından küçük ve 50 yaşından büyük işçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi 20 günden az olamaz. İşçi, hak ettiği yıllık iznini kullanmadan işten ayrılırsa, kullanmadığı izin sürelerine ait ücretler, son ücreti üzerinden kendisine “yıllık izin alacağı” olarak ödenir.
- Mazeret İzni Hakkı: İşçiye, kanunda sayılan özel durumlar için ücretli mazeret izni verilir:
- Evlenmesi veya evlat edinmesi: 3 gün
- Anne, baba, eş, kardeş veya çocuğunun ölümü: 3 gün
- Eşinin doğum yapması: 5 gün
- En az %70 engelli veya süreğen hastalığı olan çocuğunun tedavisinde (raporla): 1 yıl içinde 10 güne kadar
- Doğum ve Analık İzinleri: Kadın işçilerin, doğumdan önce 8 ve doğumdan sonra 8 hafta olmak üzere toplam 16 hafta ücretli analık izni hakkı vardır. Bu sürenin bitiminde, talep etmesi halinde 6 aya kadar ücretsiz izin verilebilir. Ayrıca, analık izni bitiminden sonra, çocuğun mecburi ilköğretim çağına gelmesine kadar, ebeveynlerden biri kısmi süreli çalışma talebinde bulunabilir.
İş Sözleşmesinin Sona Ermesine Bağlı Haklar
İş ilişkisinin sona ermesi, işçinin en önemli haklarının doğduğu andır. Bu haklar, işten ayrılış şekline göre değişiklik gösterir.
İşten Çıkarılan veya Haklı Nedenle Fesheden İşçinin Hakları
- Kıdem Tazminatı Hakkı: İşçinin en önemli haklarından biridir. Aynı işverene bağlı olarak en az 1 yıl çalışmış olan bir işçinin, iş sözleşmesinin kanunda sayılan nedenlerle (işveren tarafından haklı neden olmaksızın fesih, işçi tarafından haklı nedenle fesih, emeklilik, muvazzaf askerlik, kadın işçinin evlendikten sonra 1 yıl içinde ayrılması vb.) sona ermesi halinde, çalıştığı her tam yıl için 30 günlük brüt ücreti tutarında kıdem tazminatı alma hakkı vardır.
- İhbar Tazminatı Hakkı: Belirsiz süreli iş sözleşmesini feshetmek isteyen taraf (işçi veya işveren), bu durumu kanunda belirtilen bildirim sürelerine uyarak karşı tarafa yazılı olarak bildirmek zorundadır. Bu sürelere uymadan sözleşmeyi fesheden taraf, diğer tarafa bu sürelerin ücreti tutarında ihbar tazminatı öder. İşçinin kıdemine göre bildirim süreleri şöyledir:
- 6 aydan az çalışmış işçi için: 2 hafta
- 6 ay ile 1.5 yıl arası çalışmış işçi için: 4 hafta
- 1.5 yıl ile 3 yıl arası çalışmış işçi için: 6 hafta
- 3 yıldan fazla çalışmış işçi için: 8 hafta
İşveren işçiyi derhal işten çıkarırsa, yukarıdaki sürelere denk gelen brüt ücreti ihbar tazminatı olarak ödemek zorundadır.
- Yeni İş Arama İzni: İhbar süreleri içinde işveren, işçiye mesai saatleri içinde ve ücret kesintisi yapmadan, günde en az 2 saat yeni iş arama izni vermek zorundadır. İşçi isterse bu izinleri birleştirip toplu olarak kullanabilir. İşveren bu izni vermez veya eksik kullandırırsa, o sürelere ait ücreti %100 zamlı olarak öder.
- İşe İade Davası Açma Hakkı: İş güvencesi kapsamında olan (işyerinde en az 30 işçinin çalıştığı ve işçinin en az 6 ay kıdeminin olduğu) bir işçi, iş sözleşmesinin işveren tarafından geçerli bir sebep gösterilmeden veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı iddiasıyla feshedilmesi durumunda, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvurmak ve anlaşamama halinde son tutanaktan itibaren 2 hafta içinde işe iade davası açmak hakkına sahiptir. Davayı kazanan işçi işe başlatılmazsa, işveren kendisine 4 ila 8 aylık ücreti tutarında “işe başlatmama tazminatı” ve davada boşta geçen en çok 4 aylık ücretini ödemek zorunda kalır.
Kendi İsteği İle İşten Ayrılan İşçinin Hakları
Bir işçinin haklı bir nedeni olmaksızın sadece istifa ederek işten ayrılması durumunda, kural olarak kıdem ve ihbar tazminatı alamaz. Ancak, çalışırken hak edip de alamadığı diğer hakları (ödenmemiş maaş, fazla mesai ücreti, yıllık izin alacağı vb.) saklıdır ve bunları talep edebilir.
Uyuşmazlıkların Çözümü, Zorunlu Arabuluculuk ve İş Mahkemeleri
İşçi ve işveren arasında yukarıda sayılan haklara ilişkin bir uyuşmazlık çıktığında, doğrudan dava açma yolu kapalıdır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca, bireysel işçilik alacağı ve tazminat talepleri ile işe iade talepleri için dava açmadan önce arabulucuya başvurmak bir dava şartıdır. Taraflar arabuluculuk sürecinde anlaşamazlarsa, ancak o zaman “anlaşamama son tutanağı” ile birlikte yetkili İş Mahkemesi’nde dava açılabilirler. Taraflar arabuluculuk aşamasında anlaşma sağlarsa ise arabuluculuk anlaşma tutanağı mahkeme kararıymış gibi bir nitelik kazanır.
Sonuç
İşçi hakları, sadece kanun kitaplarında yazan maddelerden ibaret değildir; bunlar, çalışma hayatının adil ve insani koşullarda sürdürülmesinin temel güvenceleridir. Bir işçi olarak, ücretinizden izinlerinize, sağlığınızdan onurunuza kadar sahip olduğunuz yasal hakları bilmek, size hem mevcut iş ilişkinizde daha güçlü bir pozisyon kazandırır hem de olası bir haksızlık durumunda haklarınızı nasıl arayacağınız konusunda yol gösterir. İş hukuku, sürekli değişen ve Yargıtay kararlarıyla şekillenen dinamik bir alandır. Bu nedenle, karmaşık bir uyuşmazlıkla karşılaştığınızda veya önemli bir hak kaybı yaşadığınızda, sürecin en başından itibaren iş hukuku alanında uzman bir avukattan profesyonel hukuki destek almak, emeğinizin ve geleceğinizin korunması için atılacak en doğru ve en basiretli adımdır.
Bursa İş Hukuku Avukatı bağlamında işçi ve işveren arasındaki uyuşmazlıklarda hukuki destek sunmaktayız, iş hukukunda ortaya çıkan hak kayıplarını önlemeyi ve sürecin en iyi ve güçlü şekilde yönetilmesini amaçlamaktayız.
İş sözleşmelerinin feshi, tazminat hakları ve iş kazaları gibi durumlarda uzman desteği almak, doğru sonuca ulaşmanın en etkili yoludur.

