Geçit hakkı davası, Türk Medeni Kanunu’nun 747 ve 748/3. maddelerinde tanımlanmıştır. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir.
Makale İçeriği
Geçit Hakkı Nedir?
Geçit hakkı nedir? Geçit hakkı; bir gayrimenkul malikinin, genel yola çıkmak için zorunluluk ve ihtiyaçtan dolayı komşu parsellerden uygun olanından geçebilmek için rızaen ya da mahkeme kararıyla (kazaen) bedel karşılığında almış olduğu bir hakdır.
Bu hak, Medeni Kanununun 748/3. maddesine göre bir irtifak hakkı olarak Tapu Siciline tescil olunabilir. Geçit hakkı uygulamada en çok görülen irtifak hakkı çeşididir.
Taşınmaz maliklerinin aralarında anlaşmaları halinde Tapu Sicil Müdürlüğünde düzenlenecek resmi senetle geçit hakkı tesis edilebilir. Bu durumda ayrıca dava açılmasına gerek yoktur. Ancak geçit hakkının tarafların anlaşmaları sonucunda tesis edilmesi halinde de bu hakkın arazi veya arsanın neresinden kullanılacağı (nereden
geçirileceği) bir haritaya (değişiklik beyannamesine) bağlanarak belirlenmelidir.
Geçit Hakkı
Geçit davalarının dayanağı Türk Medeni Kanunu’nun 747. ve 748/3. Maddesi oluşturmaktadır. TMK madde 737: “Taşınmazından genel yola çıkmak için yeterli geçidi bulunmayan malik, tam bir bedel karşılığında bir geçit hakkı tanınmasını komşularından isteyebilir. Bu hak, ilk önce kendisinden bu geçidin istenmesi önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun düşen komşuya karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana karşı kullanılır.
Zorunlu geçit iki tarafın menfaati gözetilerek belirlenir.”
Madde 748/3: “Doğrudan doğruya kanundan kaynaklanan geçit hakları, tapu kütüğüne tescil edilmeksizin doğar. Ancak, bunlardan sürekli nitelikte olanlar beyanlar sütununda gösterilir.”
Geçit Hakkı Davalarında Görevli ve Yetkili Mahkeme
6100 sayılı HMK’nın 2. maddesi uyarınca geçit hakkı davalarında Asliye Hukuk Mahkemeleri görevlidir. Eski HUMK’a göre görevli mahkeme geçit bedelinin değerine göre belirlenmekteydi.
Geçit hakkı davaları taşınmazın aynına ilişkin olduğundan, 6100 sayılı HMK’nun 12. maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi yetkili mahkemedir.
Geçit Hakkı Davalarının Tarafları
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada taraf olarak yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı veya elbirliği mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Lehine geçit hakkı kurulacak taşınmazın malikleri davacı, aleyhine geçit hakkı kurulacak taşınmazın malikleri ise davalı konumundadırlar.
Geçit İhtiyacının Tespiti
Geçit hakkı tesis edilmesi ile genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz şekilde bağlantı yapması sağlanır. Genel yola hiç bağlantının bulunmamasına “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, yola bağlantısı olmasına rağmen bu yolun ihtiyacı karşılamaya yeterli olmamasına ise “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir. Geçit hakkı davasında öncelikle yapılması gereken, dava konusu taşınmazın geçit ihtiyacının bulunup bulunmadığının tespit edilmesidir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit hakkı talebi, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya yöneltilmelidir. Bu şekilde geçit ihtiyacının karşılanamaması durumunda ise geçit tesisinden en az zarar görecek olan taşınmaza davanın yöneltilmesi gerekir.
Bilindiği üzere, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini önemli ölçüde sınırlayan bir irtifak hakkı olup, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Bu nedenlerle geçit gereksiniminin bulunup bulunmadığı, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı hususları davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif kriterlere uygun olarak belirlenmelidir.
Taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması durumunda genel bir ilke olan fedakârlıkların denkleştirilmesi prensibi dikkatte alınmalıdır.
Geçit İhtiyacı Belirlenirken Tüm Alternatiflerin Belirlenmesi
Mahkeme geçit güzergahını belirlerken davalının geçit talep ettiği taşınmazla birlikte dava konusu olmasa bile diğer bütün taşınmazlar üzerinden geçit güzergahlarını araştırmalıdır. Dava açıldığında davalı tarafta gösterilmeyen, ancak alternatif araştırması sonucu üzerinden geçit kurulması düşünülürse bu taşınmaz malikleri davada yer almadan bu güzergahtan geçit kurulamaz. Dava açılırken bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesi ile husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir. Bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK’nun 124. maddesi uyarınca taraf değişikliği talebinde bulunulabilir.
Böyle bir durumda taraf değişikliği talep edilmesi halinde bu talep kabul edilerek bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarının sağlanması mümkündür (Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 28.06.2021 gün ve 2021/2116 E., 2021/4376 K).
Geçit hakkı davasında yargılamayı yapan Mahkeme, davacının geçit kurulmasını istediği taşınmaz ve güzergah ile bağlı değildir. Mahkemece taşınmazlar başında keşif yapılarak, bilirkişiler tarafından tüm alternatifler belirlendikten sonra en uygun güzergahın tespiti yapılır.
Hemen belirtmek gerekir ki geçit güzergahı belirlenirken, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasına dikkat edilmesi gerekmektedir. Şayet başka türlü geçit hakkı tesis edilmesi mümkün değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilerek bu güzergahtan geçit hakkı tesis edilmesine karar verilebilir.
Geçit güzergahı belirlenirken davacı lehine en uygun olan veya değer olarak en düşük bedelli olan geçit güzergahı değil, aksine geçit kurulan taşınmazlara en az zarar veren güzergahın tercih edilmesi gerekir. Geçit hakkı, üzerinde geçit kurulan taşınmaz için yük getiren ve bu taşınmazın mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olduğu için alternatifler değerlendirilirken geçit kurulan taşınmaz lehine değerlendirme yapılması
gerekmektedir. (Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 04.10.2011 ve 2011/9207 E. , 2011/11477 K.)
Geçitin (Yolun) Genişliği
Geçit hakkı belirlenirken yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı dikkate alınarak, özellikle de tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar verilmesi gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Geçit Bedeli
Geçit Bedelinin Tespiti: Tesis edilecek geçit hakkı nedeniyle, yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel, yükümlü taşınmazın niteliği göz önünde bulundurularak, uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir.
Geçit Bedelinin Depo Edilmesi: Bilirkişi raporuyla saptanacak geçit bedeli hükümden önce davacı tarafından mahkeme veznesine depo edilmelidir. Bedel depo ettirilmeden geçit hakkı tesisine dair hüküm kurulması bozma nedenidir.
Geçit Bedelinin Güncellenmesi: Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Muhtesat Bedellerinin Tespiti: Geçit bedeli hesaplanırken, geçit kurulan alanda bulunan ağaçlar, yıkılması gereken su kuyusu, çit, duvar gibi muhdesat bedelleri de hesaba dahil edilmelidir.
Değer Kaybı: Üzerinden geçit oluşturulması nedeni ile yükümlü taşınmazda değer kaybı olacaksa bu değer kaybı da geçit bedeline eklenmelidir.
Geçit Hükmünün İcrası
Geçit hakkı kurulurken, Türk Medeni Kanununun 748/3 ve 1012. maddesi ile yeni Tapu Sicil Tüzüğünün “İrtifak hakları ve taşınmaz yükünün tescili” başlıklı 30. maddesi gereğince lehine ve aleyhine geçit hakkı kurulan taşınmazların kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline karar verilmesi gerekir.
Geçit Hakkı Davası Yargılama Giderleri
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılır. Davanın kabulü halinde davacı vekili yararına vekalet ücretine hükmedilmez. Ancak hakkında dava reddedilen bir parsel maliki davalı varsa ve vekili bulunması halinde vekalet ücretine hükmedilir.
Geçit Hakkı Davalarında Özel Haller
- Tapusuz Taşınmazda Zorunlu Geçit
Zorunlu geçit hakkı, mülkiyet hakkının kanundan doğan dolaylı bir sınırlaması olduğundan bu tür sınırlamalar ancak mülkiyet hakkına konu taşınmazlar için söz konusu olabilir. Taşınmaz mallarda mülkiyet hakkı, kural olarak o taşınmazın tapu siciline tescil edilmesi ile doğar.
Tapu siciline kayıtlı olmayan bir taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkının varlığından söz edilemez. Mülkiyet hakkının kanundan doğan dolaylı sınırlamaları, bir yasa hükmü gereği kendiliğinden doğmayıp ancak belli koşulların varlığı halinde hak sahibine bir talep hakkı tanıdığından bu kısıtlamaların doğması için tapu siciline tescil edilmeleri gerekir. Ayrıca zorunlu geçit hakkı, taşınmaza bağlı bir irtifak hakkı olduğundan Türk Medeni Kanununun 780. maddesi uyarınca da bu hakkın doğumu için tescil şarttır. Yine aynı kanunun tapu siciline ilişkin 1000. ve 1008. maddelerinde de bu irtifak hakkının tapu siciline tescil edilmesi gerekliliği belirtilmektedir.
Zorunlu geçit hakkının hukuki niteliği gereği leh ve aleyhine geçit tesisi istenen taşınmazların tapu siciline kayıtlı olmaları gerekir. 11.2.1959 tarihli ve 1958/14 Esas ve 1959/13 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında zorunlu geçit hakkının ancak tapuda kayıtlı taşınmazlar hakkında söz konusu olabileceği, tapu siciline
kayıtlı olmayan yerler için böyle bir zorunluluk doğduğunda ise tapuya tescil gerekliliği yerine getirildikten sonra ihtiyaç sahibi kişinin talepte bulunmasının mümkün olduğu öngörülmüştür (Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 02.04.2018 gün ve 2015/10309 E., 2018/2532 K.).
- İmar Yoluna Bağlantı
29.4.1968 tarihli ve 1966/22-1968/8 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere, açılmamış imar yollarının varlığı geçit ihtiyacını ortadan kaldırmaz. Davalı taşınmazı sınırındaki yolun fiilen kullanılıyor olması, bu yolun resmi olarak yola terk edildiği ve yol olarak kullanıma açıldığı anlamına gelmez.
İmar planı kapsamında yol olmakla birlikte, halen özel mülk olma niteliği taşıyan taşınmazı yol olarak kullananlar her an mülkiyet hakkı sahiplerinin bunu önleme tehdidi ile karşılaşabilirler ki bu durumda yol ihtiyacının ortadan kalktığından söz etmek mümkün değildir (Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 07.03.2019 gün ve
2018/3423 E. , 2019/2090 K.).
- Dereler ve Paftasında İşaretli Arklar
Geçit ihtiyacı içerisinde bulunan taşınmaz ile genel yol arasında dere veya paftasında işaretlenmiş ark var ise, bu yerler hazinenin mülkiyetinde bulunduğundan zerlerinden köprü dahi kurulmak suretiyle geçit kurulamaz. Yine derelere geçit bağlanamayacağı gibi geçit yeri olarak kullanılamaz.
- Orman,Meralar, Köy Boşlukları ve Tapusuz Açıklıklar
Orman içerisinden geçit kurulamayacağı gibi, mera ve tapusu bulunmayan mülkiyeti hazineye ait açıklıklardan geçit kurulamaz. Hazinenin özel mülkiyetinde bulunan yerler bu istisnaya tabi değildir. Hazinenin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazlardan geçit hakkı kurulabilir.
- Birbirinden Ayrılan Taşınmazlar
İfrazla oluşan parsellerden geçit ihtiyacı içerisinde bulunan taşınmaz lehine öncelikle ayrıldığı taşınmaz üzerinden geçit imkanı araştırılmalıdır. Bu parsel üzerinden verilemiyorsa komşu parseller üzerinden alternatif araştırması yapılmalıdır.
Karayoluna, DSİ Kanalı Servis Yoluna veya Kültür ve Tabiat Varlığına Bağlantı Kurulacak geçit karayoluna veya DSİ kanalının servis yoluna bağlantılı olacak ise bağlantı yapılmasında sakınca bulunup bulunmadığı Karayollarından ve DSİ den sorulmalıdır.
Taşınmazın korunması gerekli kültür varlığı olduğu belirtildiği hallerde, buradan geçit verilmesinin uygun olup olmadığı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulundan sorulması gerekir.
- Daha Önce Kurulmuş Geçide Bağlantı
Geçit kurulması istenilen taşınmazın çevre parselleri arasında daha önce üzerinde oluşturulmuş bir geçit irtifak hakkı varsa alternatifler belirlenirken öncelikle buradan geçit düşünülmelidir.
Bu gibi durumlarda üzerinden geçit kurulan parsel maliki lehine tekrar bedele hükmedilecek ancak önce kurulan geçit nedeni ile ödenen bedel yeni bedelden düşülecektir(14. Hukuk Dairesi 26.01.2010 gün ve 2009/14613 E., 2010/625 K.).
- Taşınmaz Bütünlüğünün Bozulmaması
Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Taşınmazları ikiye bölen yada kullanım şeklini bozacak şekilde geçit tesis edilemez. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilerek geçit kurulabilir.
- Birden Fazla Taşınmaz İçin Geçit Talebi
Davacı birden fazla taşınmazı için geçit talep etmişse yada dava arkadaşlığı şeklinde birden fazla kişi birden çok parsel için aynı taşınmazdan geçit hakkı tesis edilmesi için dava açmışsa kesintisizlik ilkesi uyarınca, taraflara aralarında akti geçit irtifakı kurmaları için süre verilmeli veya geçide hükmederken davacılara ait taşınmazlarda dahil tüm parseller lehine birbiri üzerinden geçit irtifakı kurulmalıdır.
- Birden Fazla Davacı Ayrı Ayrı Taşınmazları İçin Geçit Talep Etmişse
HMK 59. madde: “Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Mecburi dava arkadaşlığını maddi hukuk tayin eder. Örneğin, elbirliği halinde mülkiyette bu durum söz konusudur. Elbirliği malikleri birlikte malik oldukları eşya hakkında dava açmak isterlerse davanın elbirliği maliklerinin tamamı tarafından açılması veya elbirliği maliklerine dava açılacaksa tamamının davalı gösterilmesi zorunludur.
Öte yandan birden fazla davacının her biri kendi taşınmazları için geçit istemi ile birlikte dava açmaları halinde aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığından davaların ayrılarak görülmesi gerekir.
- Geçit İhtiyacının Ortadan Kalkması
Geçit ihtiyacının sona ermesi halinde geçit hakkının terkini her zaman istenebilir. Genel yola bağlantısı bulunmayan taşınmazlar için, yol ihtiyacını karşılamak amacıyla kurulan geçit hakkı, bu ihtiyacın sona ermesi ile birlikte hukuksal temelini de kaybeder. Üzerinden geçit hakkı kurulan yükümlü taşınmaz maliki de taşınmazı üzerinde kurulan geçit hakkının kaldırılmasını mahkemeden isteyebilir. Bu tür davalarda, mahkemece geçit ihtiyacının sona erdiğinin saptanması gerekir. Bu saptama sırasında da yine taraf yararları gözetilerek, var olduğu ileri sürülen yolun niteliği ve davalının buradan yararlanma koşulları araştırılarak sonuca gidilmelidir.
Geçit Hakkı Yargıtay Kararları
Mahkeme kararı bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıya ait 145 ada 23 parsel sayılı taşınmazın genel yola bağlantısının bulunmadığını belirterek, davalıya ait 145 ada 17 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
II. CEVAP
Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalıya ait 145 ada 17 parsel No.lu taşınmazdan ana yola çıkmak istediğini fakat bu talebin en kısa en ekonomik ve en uygun geçit yolu olmadığını, geçit yolunun 17 parsel No.lu taşınmazdan geçmesi hâlinde taşınmazının ekonomik değerinin azalacağını, davacı parselinin etrafında bulunan 15,16,19,21 ve 22 parsel No.lu taşınmazların geçit hakkı için daha uygun olduğunu, davanın reddine ve Mahkeme masrafları ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiğini beyan etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 22.03.2016 tarihli ve 2014/131 Esas, 2016/166 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 22.03.2016 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 30.09.2020 tarihli kararı ile ilâmda yazılı nedenlerle bozulmuştur.
2. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, davacıya ait 145 ada 23 parsel sayılı taşınmaz lehine 22.04.2021 havale tarihli fen bilirkişi raporunun eki krokide 1. alternatif olarak sarı renkte gösterilen davalı …’e ait 145 ada 17 parseldeki yerden geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir.
3. Dairemizin 26.10.2022 tarih 2022/1163 Esas, 2022/6292 Karar sayılı ilâmı ile, \”…Somut olayda geçit bedeli dava tarihine göre belirlenmiş olup, yukarıda açıklanan ilke gereğince bilirkişiden ek rapor alınarak geçit bedelinin hüküm tarihine yakın olacak şekilde belirlenmesi ve bu bedel depo ettirilerek hüküm kurulması gerekirken bu yön göz ardı edilerek, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmiştir. Diğer yandan, kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 ve 1012. maddesi ile yeni Tapu Sicil Tüzüğünün \”irtifak hakları ve taşınmaz yükünün tescili\” başlıklı 30. maddesi gereğince kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline karar verilmelidir. Bu hususta bir hüküm kurulmamış olması da doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.\” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı … vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; geçit hakkı tesis edilen taşınmazda ev, tuvalet ve trafo olduğunu, bunların yıkılmasının gerekeceğini, bu güzergahın uygun olmadığını, ev ve tuvalet için davalınnı elektrik ve su aboneliklerine 40.000,00 TL masraf yaptığını, 09.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda yapılara değinilmediği için Yargıtayın bu hususu bozma konusu yapmadığını, ceviz ağaçlarının yetişme süresinin 3-5 yıl olduğunu, davalının geçimini ceviz ağaçlarından sağladığını, ağaçların kapama ceviz bahçesi olarak değerlendirilmesi gerektiğini, diğer alternatif güzergahların üzerinde ağaç ve yapı olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, geçit hakkı tesisi istemine ilişkindir.
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birisinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
15.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 28.06.2021 gün ve 2021/2116 E., 2021/4376 K. :
“…Davacı, maliki bulunduğu Süleymaniye Mahallesi 107 ada 7 parsel sayılı taşınmaz lehine, davalılara ait 107 ada
6 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece davanın kabulüne, 107 ada 7 parsel lehine fen bilirkişisinin 07/04/2016 tarihli raporu ve eki krokide
107 ada 6 parselde A harfi ile gösterilen yeniden yerden geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü davalı … temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlemesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz
bağlantısı sağlanır.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Geçit tesisi davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemediğinden dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da geçit kurulması gerekebilir. Bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesi ile husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK’nun 124. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarını sağlamasına imkan verilmelidir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan
alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması
konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilmesinin zorunlu olduğu hallerde, gerekçesi kararda dayanakları
ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Bu bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin belirlenmesinden sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın
değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu
doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 ve 1012. maddesi ile yeni Tapu Sicil Tüzüğünün “İrtifak hakları ve taşınmaz yükünün tescili” başlıklı 30. maddesi gereğince kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline karar verilmelidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Somut olayda; aleyhine geçit hakkı kurulmasına karar verilen 107 ada 6 parsel sayılı taşınmaz 384,51 m2’dir. Komşu 107 ada 4 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün ise çok daha fazla olduğu görülmektedir. Bu durumda, daha büyük yözölçümüne sahip 107 ada 4 parsel sayılı taşınmaz maliki de davaya dahil edilerek, bu parselin güneyinde yer alan ve 107 ada 6 parsele bitişik bölümünden geçit kurulmasının komşuluk hukuku ilkelerine ve taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibine daha uygun olacağı dikkate alınarak bu alternatif değerlendirilmek suretiyle geçit kurulması gerekirken, bu yön gözardı edilerek yanılgılı değerlendirme ile 107 ada 6 parsel sayılı taşınmaz üzerinden geçit kurulması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA…” Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 02.04.2018 gün ve 2015/10309 E., 2018/2532 K.“…Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Davacı, 841 parsel sayılı taşınmazı lehine, parseline komşu tapulama harici bırakılan taşınmazdan geçit hakkı
kurulmasını talep etmiştir. Davalı vekili, davanın haksız ve yersiz olarak açıldığını, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacının davasının kabulü ile, … Merkez Karabayır Köyünde bulunan 841 parsel lehine, fen bilirkişiler … ve … tarafından düzenlenen 21/01/2015 tarihli raporda boşluk olarak tespit dışı bırakıldığı
belirlenen 1.alternatif olarak gösterilen A ve B rakamlarının toplamlarından oluşan 109,12 m²’lik alan aleyhine geçit hakkı tesisi ile tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı … vekili temyiz etmiştir.
Zorunlu geçit hakkı, mülkiyet hakkının kanundan doğan dolaylı bir sınırlaması olduğundan bu tür sınırlamalar ancak, mülkiyet hakkına konu taşınmazlar için söz konusu olabilir.
Taşınmaz mallarda mülkiyet hakkı, kural olarak o taşınmazın tapu siciline tescil edilmesi ile doğar. Tapu siciline kayıtlı olmayan bir taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkının varlığından söz edilemez. Mülkiyet hakkının kanundan doğan dolaylı sınırlamaları, bir yasa hükmü gereği kendiliğinden doğmayıp ancak belli koşulların
varlığı halinde hak sahibine bir talep hakkı tanıdığından bu kısıtlamaların doğması için tapu siciline tescil edilmeleri gerekir. Ayrıca zorunlu geçit hakkı, taşınmaza bağlı bir irtifak hakkı olduğundan Türk Medeni Kanununun 780. maddesi uyarınca da bu hakkın doğumu için tescil şarttır. Yine aynı kanunun tapu siciline ilişkin
1000. ve 1008. maddelerinde de bu irtifak hakkının tapu siciline tescil edilmesi gerekliliği belirtilmektedir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; 841 parsel lehine, fen bilirkişiler … ve … tarafından düzenlenen 21/01/2015 tarihli raporda boşluk olarak tespit dışı bırakıldığı belirlenen 1.alternatif olarak gösterilen A ve B rakamlarının toplamlarından oluşan 109,12 m²’lik alan aleyhine geçit hakkı tesis edilmiştir.
Mahkemece, tapusuz taşınmazın aleyhine geçit tesis edilemeyeceği gözönünde bulundurularak dava konusu taşınmazın geniş paftası getirtilerek, tapulama harici yer geçit alternatiflerine dahil edilmeden farklı alternatifler değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken belirtilen hususlar gözetilmeksizin yazılı
şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA…”
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Esas : 2025/2450, Karar : 2025/3310, Karar Tarihi :30.06.2025
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/81 E., 2025/168 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sürmene Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/16 E., 2024/262 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı ve ek kararı bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin … ada … parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, taşınmazın genel yola bağlantısının bulunmadığını iddia ederek … ada … ve … parsel sayılı taşınmazlardan geçit irtifakı tesisine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davanın kabulüne, … ada … parsel lehine fen bilirkişi tarafından hazırlanan 10.05.2024 havale tarihli raporda … ada … parsel üzerinde \”A\” harfi ile gösterilen 21.56 m2 lik kısım, … ada … parsel üzerinde \”B\” harfi ile gösterilen 19.02 m2’lik kısım ve … ada … parsel üzerinde \”C\” harfi ile gösterilen 33.83 m2’lik kısım üzerinde toplam 11.846,07 TL bedel karşılığında geçiş hakkı tesis edilmesine karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
1.Hükmün bir kısım davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
2.Bölge Adliye Mahkemesi kararının bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine 19.02.2025 günlü ek karar ile temyiz dilekçesinin temyiz kesinlik sınırından reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bir kısım davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1.Davanın taşınmazın aynına ilişkin olduğunu, dava değerinin düşük takdir edildiğini,
2.Kurulan geçit irtifakında genel yola bağlantı kurulmadığını,
3.Davacının kullandığı patika yolun bulunduğunu,
4.Aleyhine geçit hakkı tesis edilen taşınmazların ikiye bölündüğünü,
5.Alternatif güzergahların yeterince araştırılmadan hüküm tesis edildiğini ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, geçit irtifakı tesisi istemine ilişkindir.
1.4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 747/2 hükmü gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması hâlinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir.
2.Uygun güzergah belirlenirken aleyhine geçit kurulacak taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasına özen gösterilmelidir. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
3.Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır.
4.Somut uyuşmazlıkta; yukarıda açıklanan bölünmezlik ilkesine aykırı olarak … ada … ve … parsel sayılı taşınmazlar bölünmek suretiyle … da … parsel lehine geçit irtifakı tesis edilmiştir . Başkaca hiç bir alternatif güzergah bulunmuyor ise bölünmek suretiyle aleyhine geçit irtifakı tesis edilen taşınmazlarda bölünmeden kaynaklı değer kaybının belirlenerek irtifak bedeline eklenmesi suretiyle aleyhine geçit hakkı tesis edilen taşınmaz maliklerinin zararının karşılanması gerekir.
5.Karara dayanak teşkil eden 10.05.2024 havale tarihli fen bilirkişi raporunda yer alan kroki incelendiğinde geçit irtifakının genel yola bağlanmadığı, kadastral yol niteliği bulunmayan, dava dışı parsellerden geçen zeminde fiili yol ile bağlantı kurulduğu görülmüştür.
6.Bu durumda İlk Derece Mahkemesince geniş ve güncel pafta ile ilgili tapu kayıtları temin edilmeli, bölünmezlik ve genel yola bağlantı ilkeleri dikkate alınarak yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak bir karar verilmelidir.
7.Kamu düzeninden yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesinin 27.01.2025 günlü bir kısım davalılar vekilinin istinaf isteminin esastan reddine dair kararı ile 19.02.2025 günlü bir kısım davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin reddine dair ek kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz isteminin reddine ilişkin 19.02.2025 tarihli ek kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililerine iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,30.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 04.10.2011 ve 2011/9207 E. , 2011/11477 K.
“…Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama
ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir.
Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif
arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Somut olayda; davacı parseli lehine çevredeki parseller bölünmeden geçit kurulması imkanı bulunmadığı düzenlenen bilirkişi raporu ve krokiden anlaşılmaktadır. Yapılan incelemede 77 sayılı parselden geçen (C+D) güzergahının en uygun geçit yeri olduğu görülmektedir. 77 sayılı parselden bu şekilde geçit kurulması nedeniyle taşınmazın
bölünmeye bağlı uğrayacağı değer kaybı da bilirkişiye hesaplatılarak davalı 77 sayılı parselin malikine ödenmek üzere geçit bedeli ile birlikte depo edildikten sonra belirtilen seçenekten geçit kurulması gerekir. Bu hususun düşünülmemesi doğru olmamış bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,…”
Hukuk Dairesi 26.01.2010 gün ve 2009/14613 E. , 2010/625 K.
“… Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Davalı …, davayı kabul etmiş; diğer davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece yapılan keşifte bilirkişiler geçit hakkı tesis edilecek güzergahın bedelini belirlemişler ise de; davacı vekili belirlenen güzergahta daha evvel hükmen tesis edilen geçit irtifakı bulunduğundan, geçit bedelinin belirlenmesinde bu hususun dikkate alınmayarak geçit bedelinin fahiş hesaplandığı yönünde itirazda bulunmuştur.
Mahkeme, verilen kesin süre içinde davacının geçit bedelini yatırmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama
ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir. Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz
paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir.
Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif
arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı
kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir. Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Somut olayda; lehine geçit tesis edilmesi istenen 294 parsel sayılı taşınmazın mutlak geçit ihtiyacı içinde olduğu sabittir. Dosya içinde mevcut raporda, bilirkişiler alternatif olarak belirledikleri geçit yoluna ilişkin seçeneklerde hükmen 291 parsel sayılı taşınmaz lehine 293, 233 ve 234 parsel sayılı taşınmazlar aleyhine; 293
parsel sayılı taşınmaz lehine 233, 234 parsel sayılı taşınmazlar aleyhine; 233 parsel sayılı taşınmaz lehine 234 parsel sayılı taşınmaz aleyhine ve 238 parsel sayılı lehine de 293, 233 ve 234 parsel sayılı taşınmazlar aleyhine tesis edilmiş, tapuya ve haritasına işlenmiş geçit irtifakı üzerinden davacıya yol verilmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Bir taşınmaz yararına geçit hakkı tesis edilirken önceden kurulan geçit yollarına bağlanma durumunda önceki geçit bedellerinin tesbit edilecek geçit bedelinden düşülmesi gerekir. Bilirkişi raporunda, önceden hükmen tesis edilen geçit yoluna davacı taşınmazının getireceği artı külfete göre geçit bedelinin hesaplandığı, ancak lehine önceden geçit tesis edilen taşınmaz maliklerinin ödeyeceği değerlerinde
toplam geçit bedeline dahil edildiği gözükmektedir. Bu nedenle yukarıda açıklanan ilkeler de gözetilerek bilirkişilerden denetime elverişli rapor alınarak davacıya ait parselin yükümleneceği ve parsel malikinin ödeyeceği geçit bedeli hesaplanarak ve her bir yükümlü taşınmaz maliklerine ödenecek miktarda belirlenerek, bu
bedel depo ettirildikten sonra mahkemece karar verilmesi gerekirken denetime elverişli olmayan bilirkişiler raporu esas alınarak belirlenen bedelin depo edilmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
- Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Esas : 2024/1921, Karar : 2025/3151, Karar Tarihi :19.06.2025
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1051 E., 2024/96 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bartın 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/381 E., 2021/670 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı … vekili dava dilekçesinde; Bartın ili, Merkez ilçesi, … köyü 108 ada 6 ve 8 parsel sayılı taşınmazların davacıya ait olduğunu, her iki taşınmaza komşu olan ve umum yolu ile davacı taşınmazları arasında kalan 108 ada 5 parsel sayılı taşınmazın üzerinde davacının taşınmazlarına ve dava dışı köylülere ait taşınmazlara ulaşmak için yaklaşık 100 senedir kullanılan yolun bulunduğunu, bu nedenle esasen yol olarak terkin edilmesi gereken taşınmazın davalı tarafından Hazineden satın alınarak üzerine garaj yapılmak suretiyle kapatıldığını, taşınmaz üzerinde kadimden beri yol olduğu hususu kabul görmeyecek ise davacının davaya konu taşınmazdan geçmeden kendi taşınmazlarına ulaşması mümkün olmadığından geçit hakkı tesis edilmesi ve davalının müdahalesinin men’ine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kadimden beri kullanılan alanın yol olarak terkinine, yol üzerinde bulunan garajın taşınması yahut yıkılmasına ve davalının yola müdahalesinin men’ine, aksi halde davacı taşınmazları lehine geçit hakkı tesis edilerek tapuya şerh ettirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı … vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçtiğini, mahkemenin görevsiz olduğunu, davanın terditli açılamayacağını, taşınmazın yerleşim yeri olarak kullanılmak üzere Hazineden satın alındığını, yol olarak kullanılmadığını, davacının kendisine ait parselleri senelerdir kullanmamasına rağmen dava konusu taşınmazın ihalesine birlikte girilmiş olması nedeniyle kötü niyetle dava açtığını, geçit yerinin objektif usullere göre belirlenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının asli talebinin kadastro öncesi nedenlere dayalı olduğu ancak kadastro tespitinin kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açılmadığı, davacının terditli talebi olan geçit hakkı tesisi yönünden mahallinde yapılan keşifte üç güzergah tespit edildiği, (C) harfi ile gösterilen güzergahın kabulü halinde patika yolun da genişletilmesi gerekeceği ve daha uzun ve daha fazla parselin bütünlüğünün bozulacağı, (A) harfi ile gösterilen güzergahın davalıya ait 108 ada 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazların bütün olarak kullanılmasına engel teşkil edeceği ve (B) harfi ile gösterilen güzergahtan daha fazla alanı kapsadığı, (B) harfi ile gösterilen güzergahın taşınmazın bütünlüğünü en az seviyede etkilediği ve davalının taşınmazları kullanımını etkilemediği, kot farkının dava konusu kısmın yola çevrilmesine engel teşkil edecek düzeyde olmadığı gerekçesiyle davacının taşınmazın yol olarak terkin edilmesine yönelik asli talebinin hak düşürücü süre içerisinde ileri sürülmediğinden usulden reddine, müdahalenin men’i ve kal talebinin reddine, terditli olarak ileri sürülen geçit hakkına yönelik davanın kabulü ile davacıya ait 108 ada 6 ve 8 parsel sayılı taşınmazlar lehine ve davalıya ait 108 ada 5 parsel aleyhine 15.09.2021 tarihli raporda (B) harfi ile gösterilen 57,93 m2’lik kısımdan geçit hakkı tesisine ve TMK’nın 748/3. maddesi uyarınca tapuya tescil edilmesine, davacı tarafından depo edilen 1.518,31 TL geçit hakkı bedelinin karar kesinleştiğinde davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin 01.02.2008 tarihinde kesinleştiği, davacının taşınmazın yol olduğunu iddia ederek kadastro tespitinden önceki bir nedene dayandığı, dava tarihi olan 02.11.2019 tarihinde 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu, Mahkemece bu talebin hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı; geçit hakkı yönünden ise (B) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün değerinin 1.100,00 TL olduğu, HMK’’nın 341. maddesi uyarınca kesinlik sınırına tabi olup Kadastro Kanunu’nun ek-6. maddesindeki istisna kapsamında olmadığı, karar tarihi olan 2021 yılı itibariyle değeri 5.880,00 TL’yi geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin tapu iptali ve yol olarak terkine ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine, geçit hakkı tesisine ilişkin istinaf başvurusunun kesinlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesindeki hususları tekrarlamış, terkin talebinin hak düşürücü süre nedeniyle reddedilmesinin hatalı olduğunu, taşınmazın öncesinde kamu malı niteliğinde olup herkes tarafından kullanıldığını, bu nedenle köylüler tarafından terkin talebinde bulunulmadığını, taşınmazın 2021 yılı içerisinde davalıya satılarak özel mülkiyete konu olması üzerine dava açıldığını, davanın kadastro öncesi nedene dayalı olmayıp geçit hakkı talebi davası olduğunu, mahkemece taşınmazda kadimden beri yol olup olmadığı tespit edilerek varsa öncelikle bu yolun kullanılmasına imkan tanınması gerektiğini, taşınmazda kadimden bir yol olduğunun keşif sırasında kanıtlandığını, Mahkemece infaz kabiliyeti olmayan, yol geçirilmesi ve yol ihyası olmayan yerden yol yapılması halinde maliyet hesabı yapılmadan ve kot farkının giderilme imkan ve hesabı ek raporla belirlenmeden hüküm kurulduğunu, halihazırda mevcut olan yolun kimseye ekonomik yük getirmeyeceğinin ortada olduğunu, kot farkı nedeniyle uygulama imkanı olmayan ikinci alternatife göre hüküm kurulmasının infazı imkansız hale getirdiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastrodan önceki hukuki nedene dayalı tapu iptali ve terkin, müdahalenin men’i ve geçit hakkı istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosyanın incelenmesinden davaya konu 108 ada 5 parsel sayılı 439,62 m2 yüz ölçümündeki taşınmazın ham toprak vasfıyla 23.09.2007 tarihinde Hazine adına tespit edildiği, kadastro tespitinin 01.02.2008 tarihinde kesinleştiği, 24.10.2019 tarihinde davalı … adına satış nedeniyle tescil edildiği, davanın 02.11.2019 tarihinde açıldığı, Mahkemece kabul edilen ve teknik bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen bölüm yönünden geçit hakkı bedelinin 1.518,31 TL olduğu, davacı vekili tarafından temyiz talebine konu edilen ve teknik bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen bölüm yönünden geçit hakkı bedelinin 2.916,54 TL olup 2021 yılı kesinlik sınırı olan 5.880,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Esas : 2025/2206, Karar : 2025/3077, Karar Tarihi :18.06.2025
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/190 E., 2025/624 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ödemiş 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/409 E., 2024/18 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacılar adına kayıtlı … ve … parsel sayılı taşınmazlar lehine, davalıya ait …. parsel sayılı taşınmazdan bedeli karşılığında geçit hakkı kurulmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacılar tarafından davanın arabuluculuk sürecine başvurulmadan açılması nedeniyle davanın usulden reddini, aksi hâlde esastan reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın açıldığı 03.04.2024 tarihi itibariyle eldeki geçit hakkı istemli dava, zorunlu arabuluculuk dava şartına tâbi olduğundan ve davacılar tarafından arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığından, dava şartı yokluğu nedeniyle açılan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde;
1.Geçit hakkı davasında zorunlu arabuluculuk şartının bulunmadığını,
2.Davacılara ait taşınmazların ana yola çıkışları için yeterli yollarının bulunmadığını,
3.Yargılama ve keşif yapılmadan en uygun yolun nereden tesis edileceğinin belirlenmesinin mümkün olmadığını,
4.Geçit hakkı davalarının sırf komşuluk hukuku çerçevesinde değerlendirilemeyeceğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen geçit hakkı tesisine ilişkin dava, zorunlu arabuluculuğun getirildiği 01.09.2023 tarihli düzenlemeden sonra açılmış olup, bu şart yerine getirilmediğinden karar usul ve yasaya uygundur. Açıklanan nedenle hükmün onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Temyiz karar harcı davacılar vekili taraftan tam alındığından harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Esas : 2025/1824, Karar : 2025/2885, Karar Tarihi :28.05.2025
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/97 E., 2025/130 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/118 E., 2024/368 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı …’in Samsun ili, … ilçesi, 145 ada 6 numaralı parselin maliki, …’nın 145 ada 7 parselin maliki olduğunu, davacıların maliki bulundukları taşınmazlarından yola çıkışları bulunmadığını, davacıların taşınmazlarını kullanabilmesi için davalıların taşınmazlarından geçmek zorunda olduğunu ileri sürerek davacıların taşınmazları lehine geçit hakkı tesis edilerek tapuya tescil edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı … cevap dilekçesinde; davacının talebinin kendi taşınmazının bütünlüğünü bozduğunu, tarımsal verimi düşürdüğünü belirterek davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında belirtilen kararı ile; davacının maliki olduğu Samsun ili, … ilçesi, … Mahallesi, 145 ada 6 ve 7 parselde tapuya kayıtlı taşınmazların genel yola bağlantısı olmadığından söz konusu taşınmazların mutlak geçit ihtiyacı içerisinde bulunduğu, geçit güzergahlarının tespiti hususunda mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen kök ve ek bilirkişi raporlarında, alternatif güzergahların belirlenmiş olduğu ve davacının taşınmazları lehine 19.02.2024 tarihli fen bilirkişi raporu ve eki krokide 145 ada 12 parsel sayılı taşınmaz üzerinde kırmızı renkle taranarak \”A\” harfi ile gösterilen 178.01 m2 lik alanda, 145 ada 18 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yeşil renkle taranarak \”B\” harfi ile gösterilen 117.31 m2’lik alanda ve 145 ada 10 parsel sayılı taşınmaz üzerinde mor/mavi renkle taranarak \”C\” harfi ile gösterilen 255.14 m2 alanda geçit tesis edilebileceğinin, iş bu güzergahın zemin ve konum itibariyle davacının taşınmazları bakımından en uygun güzergah olduğunun tespit edildiği, geçit hakkı bedelinin davacı tarafça süresi içerisinde depo edildiği, tespit edilen geçit hakkı bedelinin fedakarlığın denkleştirilmesi prensibine uygun olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında belirtilen kararı ile; somut olayda, dava değeri 26.422,08 TL olup karar tarihi olan 19.09.2024 tarihi itibariyle istinaf kesinlik sınırı olan 28.250,00 TL’nin altında kaldığı, verilen kararlar miktar itibariyle kesin nitelikte olduğu gerekçesiyle davalılardan … vekili istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; usulden ret kararının hatalı olduğunu, 1 numaralı güzergahın en uygun olduğunu, fakat kendi taşınmazından boydan boya geçen bu geçit hakkı ile taşınmazının değerinin düştüğünü, taşınmazın bütünlüğünün zedelendiğini, 2024 tarihinde karar verildiğini, fakat rapordaki hesaplamanın 2022 tarihinde yapıldığını, 2022 tarihine göre yapılan hesaplamanın haklarını zedelediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, geçit hakkı tesisi istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı … tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

